Recep Tayyip ERDOĞAN Hayati | Özgeçmiş

13Recep Tayyip Erdoğan

Aslen Rizeli olan Recep Tayyip Erdoğan 26 Şubat 1954′te İstanbul’da doğdu. 1965 yılında Kasımpaşa Piyale İlkokulu’ndan, 1973 yılında ise İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Fark dersleri sınavını vererek Eyüp Lisesi’nden de diploma aldı. Üniversiteyi Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi’nde okuyan Erdoğan, bu okuldan 1981 yılında mezun oldu.

Gençlik yıllarından itibaren sosyal hayat ve siyasetle içice bir yaşamı tercih eden Erdoğan, disiplinli ekip çalışmasının ve takım ruhunun önemini kendisine çok genç yaşlarda öğreten futbolla 1969-1982 yılları arasında amatör olarak ilgilendi. Aynı zamanda bu yıllar, genç bir idealist olarak memleket meseleleri ve toplumsal sorunlarla ilgilenen Recep Tayyip Erdoğan’ın aktif politikaya adım attığı döneme rastlamaktadır.

DEVAMINI OKU….. »

Ak Parti Forum

logoAk Parti Forum ve Tayyip Erdogan Forum,  üyelerin gelişimine katkı sunabilmek için sadece siyasi yöne değil, her yöne uzanan bir vakum ağı fırlatmıştır. Siyasi konular, haberler, köşe yazıları, spor, edebiyat, tarih, dil, din, resimler, komedi, il il Türkiye, yarışmalar, eğlenceler ve daha birçok konuyu içerisinde barındırmaktadır. Yapısı, etkinlikleri, bölümleri ve kategorileri ile birçok foruma model olmuştur. Foruma Giris…

AKParti, AK Parti, akp,Ak Parti Üyelik AK Parti Forum,İl-İlçe Ak parti Gençlik Kolları,Ak Parti Gençlik Kolları Forum,Ak Gençler,Ak Gençlerin Ak Forumu


Başbakan Erdoğan Adana’da…

Başbakan Erdoğan Adana’da…
31.07.2010

Sevgili Adanalılar, sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum.
Buradan, bu coşkulu meydandan tüm Adana’yla birlikte Aladağ’ı… Buradan Ceyhan’a, Çukurova’yı, Teke’yi, İmamoğlu’nu, Karaisalı’yı, Karataş’ı, Kozan’ı, Pozantı’yı, Saimbeyli’yi, Sarıçam’ı, Seyhan’ı, Tufanbeyli’yi, Yumurtalık’ı, Yüreğir’i, oralarda yaşayan tüm kardeşlerimi en kalbi duygularla selamlıyorum.
Bu Adana sıcağında, bu Çukurova sıcağında bize gönüllerinizi açtığınız için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bingöl’de Bismillah diyerek başlattığımız yolculuğumuzda Elazığ’a, Adıyaman’a, Malatya’ya, Kütahya’ya uğradık. Dün Balıkesir’deydik. Bugün önce Hataylı kardeşlerimizle buluştuk, ardından da şimdi burada Adana ile buluşuyor, Adana ile kucaklaşıyoruz.
Gittiğimiz her yerde büyük coşku var, her ilimizde evet coşkusu var, her ilimizde bayram havası var ve her ilimizde bugün nikah kıyıyoruz. Çok enteresandır. Bakın şimdi burada demokrasiye nikah kıydık diye bir pankart görüyorum. Değerli kardeşlerim, Hatay’da da şöyle bir pankart asmışlardı: "Nikah masasında bile bu kadar iştahlı evet dememiştik."
Şimdi 12 Eylül’de bambaşka bir heyecanla evet demeye hazır mıyız? Mesele bu. Çünkü, Türkiye 12 Eylül 2010′da tek yürek halinde aydınlık bir geleceğe evet diyor. Türkiye, 12 Eylül halk oylamasında demokrasiye… Demokrasiye… Hukukun üstünlüğüne… Özgürlüklere… Mesele bu.
Değerli kardeşlerim, Adana bütün bunlara evet dediğinde ben biliyorum ki evet, Türkiye’nin özeti bu, evet. Evet mi? Mesele bu. Bakınız şu anda karşımda bir pankart daha görüyorum; "Pehlivanoğlu’na, Kurumahmutoğlu’na sahip çıkana biz de sahip çıkarız" diyor darbe mağduru ülkücüler.
Değerli kardeşlerim, ama şu anda ne yazık ki o günü yaşadıkları halde bunun idrakinden binasip olanlar var mı? Biz bir haksızlığın karşısında direniyoruz. Burada şu parti, bu parti meselesi yok. Burada bir şey var, bu Anayasa darbe anayasası mı, milletin anayasası mı? Milletin anayasası. Şimdi bu değişiklik bir millet projesi, evet mi? Biz ne diyoruz?
Değerli kardeşlerim, zaten bu yolculuğumuzun özelliği bu. Şimdi bu darbe Anayasası ve milletin projesi, ikisinin oylanması var. Bugüne kadar bir araya gelemeyenler, CHP, MHP, BDP, YARSAV, bir kısım medya ve bakıyorsunuz terör örgütü, hepsi de birleşti mi? Bunların karşısında bizler ne diyoruz, dimdik durarak, bir millet projesinin sahipleri olarak hep birlikte diyoruz ki… Biz bu ülkede darbe Anayasasıyla bugüne kadar gelen süreci durduracak millet projesine… Mesele bu. Bu sizin projeniz, bu AK PARTi’nin projesi değil, Tayyip Erdoğan’ın projesi değil, 3-5 kişinin projesi değil milletin projesi. Ve şimdi bu adımı bunun için atıyoruz. Ve 12 Eylül’de hep birlikte özgürlüklere… 12 Eylül’de demokrasiye… 12 Eylül’de üstünlerin hukukuna değil hukukun üstünlüğüne… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, oyumuz…
Sevgili Adanalılar…. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz, sağ olun.
Sevgili Adanalılar, Anayasa bir ülkenin, bir milletin rotasını belirleyen, gelişimine yön veren en önemli belgedir. Anayasa, demokrasiyle doğrudan alakalıdır. Anayasa özgürlüklerle, haklarla doğrudan ilgidir. Anayasa, ekonomiyle doğrudan ilgidir. Yatırımla, istihdamla, üretimle doğrudan ilgilidir. Anayasa, hakları yasaklıyorsa, orada kalkınma olmaz. Anayasa, özgürlükleri kısıtlıyorsa orada yatırım olmaz. Vatandaşına güvenmeyen, vatandaşını bir tehdit gibi, bir tehlike gibi gören anlayışla Türkiye büyüyemez, kalkınamaz, ilerleyemez.
Bakın burada size tek bir örnek veriyorum… Sizin Allah’ınıza kurban, sizin Allah’ınıza kurban. Sağ olun, var olun.
İzmir Limanının özelleştirmesinden milletin hazinesine 1.275 milyar dolar girecekti, ülke ekonomisi bu parayı kazanacaktı, yatırım artacaktı, üretim artacaktı, istihdam artacaktı. Danıştay, devir işleminin gerçekleşmesi için görüş bildirme işini yasalara da aykırı olarak tam 30 ay geciktirdi. 30 ay boyunca görüş bildirmedi. O sürede küresel kriz çıktı, alıcı firma vazgeçti. Hazineden bu gecikmeden doğan faiz kaybı ne oldu biliyor musunuz? 243 milyon dolar. İhalenin iptali ve faiz kaybından dolayı Türkiye’nin kaybı 1,5 milyar dolar. Danıştay’ın tamamen ideolojik bir yaklaşımla 6 özelleştirme ihalesini bu şekilde oyalayarak Türkiye’ye ödettiği fatura -dikkatinizi çekiyorum- tam 2,6 milyar dolar. Danıştay, hiçbir bedel ödemiyor. Türkiye’nin kaybetmesi onları ilgilendirmiyor. Meydanlara gelip halktan onlar oy istemiyor, onların böyle bir derdi yok, onların böyle bir derdi yok. Tuzu kuru bürokratlar hiçbir bedel ödemiyor. Ama benim ülkem, benim vatandaşım, değerli kardeşlerim, bu ideolojik yaklaşımdan dolayı 2,6 milyar dolarlık bir fatura ödedi. Şimdi burada bitmedi. Bakın biz bir yasa çıkardık. Türkiye’de 110 bin doktor var. Bunların sadece 4000-4500′ünün muayenehanesi var. Gençler, benim Adanalı kardeşim hastaneye gidiyor, çaresiz kalmış, derdine çare arıyor. Kendisine deniliyor ki muayenehaneme gel. Bıçak parası ver, ameliyat parası ver. Sen bu ameliyatı nerede yapacaksın? Devletin hastanesinde yapacaksın, neyin parasını istiyorsun, utanmıyor musun? Şimdi bu ülkede, müstesna olan doktor kardeşlerimi bu işe karıştırmıyorum, onlara saygım var. Ama lütfen bu yola çıkarken bugüne kadar devletin hastanelerinde bu görevleri kabul edenlere şimdi ne oldu da farklı havalarına girdiler. Olanı söyleyeyim; dedik ki, arkadaş gel, hastanede çalış, eğer çok daha fazla çalışacaksan, burada muayene yapacaksan gel burada yap. Çünkü benim hastanemde, sen bu fazla görevi yaparsan al sana fazla para. Ama onlar bunu istemediler. Ve muayenehanede adeta para basılıyor çünkü. Hem hastanede çalışacaksın, hem o. Ya o, ya o, tercihini yapacaksın. Bu eşitsizliği ortadan kaldırmak için bir yasa çıkardık. Doktorlar ya kamuda çalışacak, ya kendi muayenehanesinde, ama ikisi aynı olmaz dedik. Cumhuriyet Halk Partisi milletin yararına olan bu uygulamayı dahi ne yaptı? Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Çünkü, bunlara göre Anayasa Mahkemesi, ana muhalefet mahkemesi oldu. İşlerine gelmeyen ne varsa Anayasa Mahkemesi’ne. Anayasa Mahkemesi, yasanın bazı maddelerini iptal etti. Ardından Danıştay, Sağlık Bakanlığı’nın bir basın açıklamasını bahane ederek yasanın uygulamasını tamamen durdurdu. Peki Danıştay, bu kararı ne kadar sürede verdi? Söylüyorum, sadece 1 gün. Bir tarafta aylarca, yıllarca görüş açıklamıyor, millete 2,6 milyar dolar fatura ödetiyor. Öbür tarafta bir günde adeta ışık hızıyla milleti mağdur ediyor. Millet kazanacaksa orada bunlar yok. Ama millet kaybedecekse, 1 günde karar veriyorlar. Şimdi Türkiye, soruyorum; böyle bir anlayışla yoluna devam edemez değil mi? Türkiye, bu şekilde kalkınamaz değil mi? Türkiye’de bu zihniyet var. Oldukça bu tuzu kuru zihniyet, bunlar var oldukça bu ülkede yatırım, bu ülkede değerli kardeşlerim, üretim bu ülkede istihdam artabilir mi?
Sevgili kardeşlerim, Anayasa değişikliği ile işte bu kapalı devre sistemi, bu kast sistemine, bu arka bahçe anlayışına son vereceksiniz. 12 Eylül halk oylamasında üstünlerin hukukunu bir kenara koyuyoruz, şimdi ne yapıyoruz, hukukun üstünlüğüne geçiyoruz. Bizim için ideal olan bu. Buna ne diyoruz? Bizi yargıya müdahale etmekle, yargıyı siyasallaştırmakla itham ediyorlar, dert bu değil, dert başka; kast sistemi çökecek, ondan çekiniyorlar. Adeta birileri benim arka bahçeme dokunma diyor. Yargıda kapalı devre dönemi bitiyor ondan çekiniyorlar. Yukarıda bir elit var, Anadolu’da kürsü yargısı dediğimiz hakimler, savcılar var. Anadolu’daki o hakimlerin, savcıların bu işe bulaşmasını, karışmasını istemiyorlar. Niye? Çünkü onlar bu işe karışırsa… Evet, sen bu işi kavradın, çok çalışacaksın bak ona göre, eyvallah.
Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz. Yargı artık birilerinin arka bahçesi olmayacak, olmayacak. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle varız. Yargı milletin olacak, milletin. İşte ondan korkuyorlar.
Buradan Adana’daki CHP’ye oy vermiş kardeşlerime, Adana’daki MHP’ye oy vermiş kardeşlerime, diğer partilere gönül vermiş kardeşlerime de sesleniyorum; CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin yönetimleri tabanlarının sesine kulak vermiyor. Kendilerine oy vermiş kitlenin feryadını dinlemiyor. Kendi şahsı çıkarları uğruna, kendi koltuk sevdaları uğruna Türkiye’yi karanlığa mahkum etmekten çekinmiyorlar. Onlar milli iradenin söz sahibi olmasını değil, halka dayanmayan vesayetçi anlayışların devam etmesini istiyorlar. İşte onun için, tüm Adanalılardan milletimden rica ediyorum, vicdanınızın sesine kulak verin. Bu halk oylamasında Hükümet icraatlarını oylamayacaksınız. Onu 1 sene sonra oylayacağız. Bu halk oylamasında, muhalefetin performansını oylamayacaksınız. Bu halk oylamasında belediye başkanlarının performansını oylamayacaksınız. 12 Eylül’de kendi geleceğimizi oylayacaksınız. Özellikle MHP’li kardeşlerimin iki kere düşünmesini rica ediyorum. Halk oylamasında verilecek hayır oyunun kimin işine yarayacağını aslında kimin ekmeğine yağ süreceğini çok iyi değerlendirmelerini kendilerinden istirham ediyorum.
Bakın sevgili Adanalılar, CHP Genel Başkanı Malatya’ya gidiyor Peki Adana, bu yuh’ları 12 Eylül’de hayır olarak sandığa doldurmaya… Mesele bu, mesele bu. Bakın şimdi Malatya’da ne diyor CHP’nin Genel Başkanı, "Anayasa, Malatya’nın kayısı sorununa çare olacak mı" diyor? Kalkıyor Ordu’ya gidiyor. Ordu’da ne diyor? "Anayasa, fındık soruruna çare olacak mı" diye soruyor. Şimdi yarın Adana’ya gelirse, burada da Anayasa Adana kebabına çare olacak mı diye size sorabilir? Bu beyefendiler Anayasa metniyle coğrafya ders kitabı arasındaki farkı dahi bilmiyorlar. Bunların önüne bir Anayasa kitapçığı koyun, bir de yemek kitabı koyun ikisini birbirine karıştırırlar. Bunların Eski Genel Başkanı da sabah bir başka, akşam bir başka konuşuyordu ve tabi mum yatsıya kadar yanıyordu. Şimdiki Genel Başkan, sabah bir şey söylüyor, daha öğlen olmadan çark ediyor. CHP’deki tüm değişim işte bu, bundan ibaret. Bir de kalkmış, AK PARTi birileriyle iş birliği yaptı, o şekilde iktidara geldi diyor. Yahu siz bu ülkede muhalefette olduğunuz sürece bizim iş birliğine ne ihtiyacımız var. Sizin gibi muhalefet dostlar başına. Millette iş birliği bize yeter, yeter. İşte bunların anlayamadığı bu. Siyaset ciddi iştir, boş konuşmayı kaldırmaz. Siyaset dürüstlük ister, tutarlılık ister, samimiyet ister, vizyon ister. Bu sözler, bu iddialar, bu iftiralar bir partinin genel başkanına yakışıyor mu? Çıkmış diyor ki, başörtüsü sorunun ben hallederim. Kim diyor bunu? Peki, şimdi ben soruyorum, Adana’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum; iyi güzel de Parlamentoda üniversiteli kızlarımızın başörtülü olarak üniversiteye gidebilmesi için, bu eğitim özgürlüğüne kavuşabilmesi için biz anayasa değişikliğini yaptık, 411 oy çıktı. CHP ne yaptı? Bunu aldı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü mü. Dürüst ol, dürüst. Senin de orada imzan var, dürüst ol. Siyaset samimiyet istiyor, dürüstlük istiyor. Böyle dün başka, bugün başka olmaz. Benim halkım, benim Adanalı kardeşim bu yalanlara karnı tok. Ve bugüne kadar çok partili siyasi hayatta Cumhuriyet Halk Partisi’ne benim milletim tek başına iktidar verdi mi? Gene vermez, gene vermez. Niye? Dürüst değiller dürüst.
Sevgili Adanalılar, sevgili kardeşlerim; Anayasa değişikliği günlük hayatımıza, hak ve özgürlüklerimize, demokrasimize, ekonomimize çok büyük yenilikler getirecek. Ufkumuzu daha da genişletecek, vizyonumuzu daha da güçlendirecek. Ben burada, bu sıcağın altında Anayasa paketinin tek tek neler getireceğini sizlere anlatmayacağım, özetini yapacağım.
Bakın sevgili Adanalılar… Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili Adanalılar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehitlerimizin dul ve yetimleri, gazilerimiz bizim örfümüzde ve inancımızda özel olarak korunması, gözetilmesi, önem verilmesi gereken kesimlerdir. Bizde kadının hakkına, hukukuna riayet etmeyene iyi gözle bakılmaz. Çocuklara şefkat duymayana, sevgi ile davranmaya iyi gözle bakılmaz. Yaşlılara hürmette, saygıda kusur edene iyi gözle bakılmaz. Aynı şekilde engellilere merhametle, saygıyla insanca davranmayana da iyi gözle bakılmaz. Şehitlerimizin, dul ve yetimleri bizim onurumuzdur, onlar bize en büyük emanettir. Gazilerimiz bu ülkenin, bu milletin onurudur. Fakat gelin görün ki, bu kesimlere yönelik özel düzenlemelerimiz 12 Eylül’ün yasakçı, baskıcı maddelerine takılıp kalıyor. Anayasa Mahkemesinde iptal ediliyordu. Çünkü, Anayasanın lafzında ve ruhunda bizim örfümüzdeki ve inancımızdaki bu hususlara yer yoktu. 12 Eylül’de referandum da oylayacağımız değişiklikle Anayasamızdaki işte bu yasakçı zihniyeti kaldırıyoruz. Bundan sonra kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik yaptığımız özel düzenlemeler anayasa engeline takılmayacak. Şehitlerimiz bize kutsal emaneti olan dul ve yetimler, gazilerimiz artık daha fazla korunacak, daha fazla haktan yararlanır hale gelecek. Eşitlik adına haksızlıkların düzeltilebilmesinin önü kapatılmayacak. Bu kesimlere yönelik çok daha kapsayıcı, çok daha hakkaniyetçi düzenlemeleri rahatlıkla gerçekleştirebileceğiz. Her biri ailemizin, canımızın birer parçası olan bu kesimleri devlet hayatında da, toplumsal yaşamda da hak ettikleri konuma getirmek için çok daha büyük bir gayretle çalışmaya devam edeceğiz. İşte 12 Eylül’de Anayasa değişikliğine ne diyoruz? Adanalı hanım kardeşim, bu değişiklik seni çok yakından ilgilendiriyor. Bu değişikliğe evet mi? Maşallah.
Benim Adanalı işçi kardeşim, bu Anayasa değişikliği ile artık Avrupa Birliği standartlarında haklara kavuşuyorsun, iki ayrı sendikaya üye olma hakkı elde ediyorsun, sendikal haklar, grev hakkı bu değişiklikle daha da güç kazanıyor. Adanalı işçi kardeşim, işte bu hakların hayata geçmesi için 12 Eylül’de sandıkta ne diyoruz?
Ekonomik Sosyal Konseyi… Maşallah. Ekonomik Sosyal Konseyi anayasal bir temele kavuşturuyoruz. Bundan sonra Parlamentonun alacağı her kararda esnafın, işçinin, memurun, işverenin, çiftçinin de görüşleri alınacak. Hükümetin her adımında bu kesimler artık söz sahibi olacak. Devrim niteliğindeki bu değişime evet mi?
Adanalı Mehmet kardeşim, 12 Eylül’de evet oyu vererek toplu iş sözleşmesi hakkına kavuşacaksın. Adanalı emekli kardeşim, 12 Eylül’de evet diyerek memurların toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkına kavuşacaksın. Türkiye’yi şaha kaldıracak bu değişime evet mi?
2001 yılında bir Anayasa değişikliği yapıldı o gün işçi kesiminin, işveren kesiminin, esnaf kesiminin temsilcisi örgütler bir araya geldiler. Çarşaf çarşaf gazetelere ilan vererek, Anayasa değişikliğini desteklediklerini duyurdular şimdi onların sesi çıkıyor mu? Onların sesini duyuyoruz değil mi?
Sevgili Adanalılar, önemli değil çünkü asıl olan sizsizin siz. Millet, siz varsanız onlar var, siz yoksanız onlar yok. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili Adanalı kardeşlerim, millet olarak tüm İslam dünyası olarak mübarek bir ayı Ramazan ayını karşılamaya hazırlanıyoruz. Ramazan, sevginin, kardeşliğin, en önemlisi de dayanışmanın ve paylaşmanın hayatımızın her zerresine işlediği, hayatımızı adeta güzelliği ile kuşattığı bir aydır. Bu Ramazan’da kardeşliğimizi, özellikle yüceltelim. Bu Ramazanda, dayanışmaya, paylaşmaya daha bir hassasiyet gösterelim. Bizim medeniyetimiz, sevgi medeniyetidir. Bizim medeniyetimiz, kardeşlik medeniyetidir. Bazı fitne odakları bazı ilçelerimizde kirli tezgahlarını, kirli senaryolarını uygulamaya koydular, koymak istediler. Şunu unutmayın: Bizim öfkelenmemizi istiyorlar, bizim hiddetlenmemizi istiyorlar, bizi sağduyudan uzaklaştırmak, sokağa dökmek istiyorlar. Bu tuzağa tarih boyunca düşmedik. Allah’ın izniyle bugün de düşmeyeceğiz, bundan sonra da düşmeyeceğiz. Zira biz Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Boşnağıyla, tüm kardeşlerimizi yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü anlayışıyla seviyoruz. Biz böyle bir medeniyetin mensuplarıyız. Kardeşine kem gözle bakan fitnecilerin tuzağına düşer. Sokağa dökülüp cam-çerçeve kıran fesat odaklarının tuzağına düşer. Öfkesine hakim olamayan, sağduyuyu elden bırakan, açık söylüyorum; terör örgütünün oyununa gelir. İşte onun için fitnecilere inat, aramıza nifak sokmaya çalışan terör örgütüne inat biz kardeşlik diyeceğiz, biz dayanışma diyeceğiz, birlik diyeceğiz, beraberlik diyeceğiz, bütünlük diyeceğiz. MHP yönetimi kendi şahsi çıkarı için varsın gerginlik çıkarmaya çalışsın. Lütfen MHP’ye gönül veren kardeşlerim uyanık olsun. CHP yönetimi üç tane oy için, koltuk sevdası için varsın hakaretlerle, yalanlarla, iftiralarla ortamı germeye çalışsın. Ama, CHP’ye oy veren kardeşim sağduyulu olsun. Öfkenin, hiddetin, sokağa dökülmenin kimin işine yarayacağını, kimin ekmeğine yağ süreceğini herkes lütfen iyi düşünsün. Bakınız geçenlerde İngiltere Başbakanı buradaydı. İngiltere Başbakanı dedi ki, biz terörle mücadeleyi muhalefetle beraber aştık. Aynı şekilde İspanya Başbakanı, biz terörle mücadeleyi muhalefetle beraber aştık. Bizde terörle mücadele konusunda siz muhalefetin iktidarın yanında olduğunu hiç gördünüz mü? Bunların böyle bir derdi yok. Çünkü bunların derdi şu: terör ne kadar azarsa AK PARTi’yi yıpratırız, derdi bu. Fakat bu art düşüncelerinde başarılı olamadılar, olamayacaklar. Ve polisimizi şehit eden zihniyet ne kadar tehlikeliyse, polis araçlarını ateşe veren, polis merkezlerini taşa tutan zihniyet de o kadar yanlış yapmaktadır. Lütfen tüm vatandaşlarımız oynanan oyunu görsün. Aklıselimi elden bırakmasın. Kim ne derse desin, biz Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz, her şey Türkiye için diyeceğiz. Biz Türkiye’yi büyütmeye, Türkiye’nin itibarını artırmaya devam edeceğiz. Allah’ın izniyle Türkiye’de çok güzel şeyler oldu, çok güzel gelişmeler yaşanacak. Tek tek 81 vilayetimiz gibi Adana da bu güzel gelişmelerden nasibini aldı, almaya da devam ediyor.
Bakınız değerli kardeşlerim, Hükümet olarak 7,5 yılda ben bazı özet başlıklar vereceğim. Bugün çünkü bir seçim kampanyasında değiliz, bu bir halk oylaması, bunun için huzurunuzdayız. Ama bazıları gelip ne yaptı diye soruyorlar, en azından benim vatandaşım bazı şeyleri bilsin. Hükümet bugüne kadar Adana’ya neler yaptığını kısa başlıklarla size vereyim. Bundan sonra da neler yapacağını kısaca şöyle ifade edeceğim:
Bakınız eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette değerli kardeşlerim, çok önemli adımlar attık. Bakınız sadece eğitimde Adana’da iktidarımız döneminde 3837 dersliğin yapımını tamamladık. Değerli kardeşlerim, Çukurova Üniversitesi bizim dönemimizde büyüdü. Üniversite bünyesinde Hukuk Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Ceyhan Mühendislik Fakültesi olmak üzere 3 fakülte, 1 yüksekokul ve 1 araştırma uygulama merkezi bu dönemde hizmete girdi.
Değerli kardeşlerim, kitaplar ücretsiz olarak veriliyor mu? Veriliyor. Sağlık mensubu arkadaşlarım… Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Değerli kardeşlerim, ilköğretimde erkek öğrencilere biliyorsunuz yoksul ailelerde 20 lira veriyoruz. Kız öğrencilere 25 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkek öğrencilere 35 lira veriyoruz, kız öğrencilere 45 lira veriyoruz. Parayı kime veriyoruz, kime veriyoruz? Anneye veriyoruz. Babaya değil, niye? Babaya versek duman olup gidecek. Biz kirli hava istemiyoruz. Onun için anneye veriyoruz ki yerini bulsun.
Değerli kardeşlerim, sağlıkta şu ana kadar Adana’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 284 milyon Türk Lirası, yani eski rakamla 284 trilyon yatırım yaptık Adana’ya 7,5 yılda. 300 yataklı Seyhan Devlet Hastanesi, 112 yataklı Fatma Kemal Timuçin Kalp Merkezi, 25 yataklı Tufanbeyli Devlet Hastanesi, 50 yataklı Pozantı Devlet Hastanesi, Kozan Devlet Hastanesi Ek Binası ve 3 adet sağlık ocağını tamamladık, hizmete açtık. Bunun yanında Ceyhan Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi, Çukurova Devlet Hastanesi Ek Binası, Yüreğir Diş Tedavi ve Protez Merkezi, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 12 adet sağlık ocağı, 1 adet aile sağlığı merkeziyle bir adet sağlık evinin yapımını başlattık ve süratle tamamlayıp hizmete açtık.
Adana’da Mayıs 2008 itibariyle aile hekimliğine geçtik. İstediğinizde kapısını çalabileceğiniz, istediğinizde telefonla danışabileceğiniz, üstelik hiç bir ücret ödemeyeceğiniz ailenize özel doktorunuz var; bunu bilmenizi istiyorum.
Adaleti daha da güçlendirdik. Ve bugün yargı… Yargı, bizler görevimizi yaptık, bundan sonrası yargıya aittir. Herhalde niye aday yapmadığımı takdir edersiniz. Teferruatını anlatmayacağım gerek yok, teferruatını anlatmayacağım gerek yok.
Adana… Sevgili kardeşlerim, bundan sonrası yargıya aittir. Yargı, adil kararını verdiği sürece ne ala. Vermezse tarih affetmeyecektir. Daha fazla konuşmayacağım. Sağlıkta değerli kardeşlerim, artık istediğin hastaneye gidiyor musun? İlacını istediğin eczaneden alabiliyor musun? Ne çileler çektirdiler bize ah ah, giderdik hastaneye bekle bekle bekle. Ve enteresan, reçeteyi uzatırsın ilacın 2′si var 3′ü yok, 3′ü var 2′si yok. Ne yapacağım? Git eczaneden al. Ama şimdi istediğin eczaneden al, hepsini al; buraya geldik, buraya geldik.
Ve değerli kardeşlerim, daha da iyi olacak ve bunlarla birlikte sevgili kardeşlerim… Sağ olun, sağ olun.
Sevgili Adanalı kardeşlerim, bakınız bu öyle bir adım ki, bu öyle bir adım ki, eskiden hastanelerimizde 6 kişilik, 8 kişilik, 10 kişilik koğuş tipi odalar vardı. Orada ne yoktu? Tuvalet bile yoktu. Gidiyorsun koskoca koridorda bir tuvalet, banyosu farklı, sağlam girsen hasta çıkarsın. Ama şimdi bir yataklı odalar, iki yataklı odalar, tuvaleti, banyosu, her şeyi içinde, bu hale geldik, daha iyi olacak. Benim Ayşe’me, Fatma’ma bu modern hastaneler gerekmez miydi? İşte bunu yaptık. Biz sizin hizmetkarınız olmaya geldik, efendiniz olmaya değil.
Değerli kardeşlerim, Adana’da toplu konut olarak çok büyük icraatımız oldu. Bakınız, 10774 konut inşaatı başlattık ve 9523 konutu sahiplerine teslim ettik 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl vadeyle, daha da yapacağız, daha da yapacağız.
Ulaştırma alanında Adana’mızı ihmal etmedik. 79 senede Adana’ya 262 kilometre bölünmüş yol yapılmışken değerli kardeşlerim, biz buna 7 yılda 59 kilometre ilave ettik. Farkımız bu. Yani onların yılına 3 kilometre düşüyor, bizim ise yılımıza yaklaşık 9 kilometre düşüyor. Fark bu. Böylece bölünmüş yol 321 kilometreye çıktı.
Adana Havalimanımızda -medya buraya dikkat etsin- 2002 yılında 686 bin yolcu seyahat ediyordu, 2009′da, geçen yıl kaç kişi seyahat etti biliyor musunuz? 2 milyon 482 bin 400 kişi seyahat etti. Halep oradaysa arşın Adana’da, yani artış yüzde 261. Mevcut havalimanında gelen yolcu terminal binasını genişletme çalışmalarına devam ediyoruz. Adana o zaman havayolu taşımacılığında çok daha ileri mesafelere inşallah kavuşmuş olacak.
Tarımda değerli kardeşlerim, Cumhuriyet tarihinin en büyük desteğini verdik. Sağ olun. 2003-2010 döneminde Adana’da toplam verdiğimiz destek 1 milyar 87 milyon, eski rakamla 1 katrilyon 87 trilyon, bu desteği verdik. 2002′de, yani MHP-DSP-ANAP döneminde tarıma verilen destek ne biliyor musunuz? 57 milyoncuk. 57 milyoncuk. 2010 yılının sadece ilk 6 ayında 96 milyon Türk Lirası biz destek verdik; fark bu. Mazot, kimyevi gübre, buna girmeyeceğim. Ancak 2003 yılında Adana’da çiftçilerimize toplamda 681 milyon Türk Lirası prim desteği verdik. 2002′de bu neydi biliyor musunuz? MHP-DSP döneminde, 600 binlerle konuşulan bir rakam. 2002′de sadece 617 bin lira olan hayvancılık desteğini 2010 yılının ilk 6 ayında 15 kat artırdık ve 9 milyon Türk Lirasına çıkardık.
Adana’ya 2003-2010 arasında hayvancılık desteği olarak, 45 milyon Türk Lirası verdik, eski rakamla 45 trilyon.
Değerli kardeşlerim, Ziraat Bankası 2002 yılında MHP-DSP-ANAP döneminde -bakınız çok enteresandır- çiftçilerimize ne kadar kredi sağlamış biliyor musunuz? 10 milyon Türk Lirası. 2010 yılında biz ne sağlamışız? 45 kat artırarak 472 milyon Türk Lirası kredi vermişiz.
Sevgili Adanalılar, değerli kardeşlerim; bakınız 2002 yılında sigortalı sayısı neydi biliyor musunuz Adana’da? 122 bin kişi. 2010 yılında şu anda 196 bin kişi sigortalı var; 122-196.
Değerli kardeşlerim, bakınız işletmeler kapanıyor diyorlar ya bu MHP’liler, CHP’liler. Size bir rakam veriyorum, 2002 yılında toplam işletme sayısı 20 bin 475. Bakınız, şu anda 2010 itibariyle bu nereye çıktı biliyor musunuz? 29 bin 531; gerilemiyor, 9 bin küsur artıyor. Artış oranı yüzde 44. Bakınız burada vakıflar aracılığıyla tarihi eserlerden 41 adet eseri restore ettik. Ramazanoğlu Konağını onararak Kültür Merkezi haline getirdik.
Sevgili Adanalılar, değerli kardeşlerim; 12 Eylül inşallah Türkiye için de, Adana için de bir milat olacak. Diyorum ki, gelin hep birlikte evet diyelim. Bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Tekrar ediyorum, her evet demokrasiye davettir, her evet adalete davettir, her evet özgürlüğe davettir, hukuka davettir Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üzerimize düşeni yaptık. Biz sizin bize yüklediğiniz emanetin hakkını verdik. Şimdi evet söz sizde, evet karar sizde. Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, oyumuz… Evet şimdi ahdimize hazır mıyız, ahdimize hazır mıyız? Peki bayrakları şöyle bir göreyim, hepsini göreyim, şöyle bir kalksın bakalım, çok canlı olacak. Türkiye bunu takip etsin.
Beraber yürüdük biz bu yollarda. Fakat bu bana az geldi. Çok daha farklı olması lazım. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey sizi hatırlatıyor. Günümüz kutlu olsun. 12 Eylül hayırlı olsun. Sandıklar evet’le dolsun.

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp ERDOĞAN: ZİNCİRLERİ KIRIN

Sayın R.Tayıp ERDOĞAN: ZİNCİRLERİ KIRIN

Malatyalı vatandaşlar kavurucu sıcağa rağmen düzenlenen mitinge büyük ilgi gösterdi. On binlerce kişinin alana akın ettiği mitingde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sevgi gösterilerinde bulunuldu.

DEVAMINI OKU….. »

CHP’li başkan: Erdoğan’a söz verdim ‘evet’ diyeceğim

CHP’li başkan: Erdoğan’a söz verdim ‘evet’ diyeceğim
CHP’li başkan: Erdoğan’a söz verdim ‘evet’ diyeceğim

Bingöl’ün Yedisu İlçe Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu, Başbakan sayın Erdoğan’a söz verdiğini ve referandumda ‘evet’ oyu kullanacağını söyledi. Bingöl’de sayın Erdoğan’ı evet şapkası ile karşılayan CHP’li Başkan Memioğlu, darbe anayasasına karşı olduğunu belirtti. Yedisu olarak bugüne kadar devletten alamadıkları hizmetlerin peşinde olduklarını belirten Memioğlu, bu hükümet döneminde ilçelerinin yolunun yapıldığını söyledi. Memioğlu, “4 dönemdir CHP’den belediye başkanlığı yapıyorum. Partimden istifa etmeyi düşünmüyorum” dedi. BİNGÖL İHA

Haberin Devami

Sayın Erdoğan onay verdi, işte müjdeli haber

Sayın Erdoğan onay verdi, işte müjdeli haber

Sayın
Erdoğan onay verdi, işte müjdeli haber

Aynı işi yaptığı halde döner sermaye ve kurum tazminatı gibi kalemlerden yararlanamayan 1,4 milyon memura ek ödeme müjdesi geldi. Hükümet, 2008 yılında olduğu gibi bu sene de eşit işe eşit ücret dengesini sağlamak için kamu çalışanlarına ek ödeme vermeye hazırlanıyor. Zam miktarı henüz tespit edilmedi ancak 60-100 lira arasında bir artış bekleniyor.

Hükümetin 5 yıllık plan dahilinde uygulamaya koyduğu eşit işe eşit ücret düzenlemesi, ekonomik kiriz sebebiyle verilen aranın ardından yeniden devreye alınıyor. 2008 yılında başlayan uygulama ile 2012′ye kadar memurlar arasındaki ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılması amaçlanıyordu. İlk adım 2008 yılında atılırken, aynı işi yaptığı halde düşük ücret alan memurlara 103 ile 275 lira arasında ek ödeme zammı yapılmıştı. Çalışanlar arasındaki dengeyi sağlayacak düzenlemenin 2012 yılına kadar süreceği belirtilmişti. Ancak araya giren ekonomik kriz sırasında düzenleme rafa kaldırılmıştı.

Kriz aşılmasıyla birlikte hükümet, ek ödeme düzenlemesini yeniden gündeme aldı. Buna göre bu yıl memurlara, yüzdelik zam dışında ek ödeme de verilecek. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu konuda özel bir çalışma yapıldığını açıkladı. Geçen hafta Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan ile 2 saatlik bir görüşme yapan Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu da konuyu Başbakan’a iletti. Gündoğdu, Başbakan Sayın R.Tayıp Erdoğan’ın, toplantıda Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’dan ek ödemeye ilişkin bilgi alırken çalışma yapılması konusunda da talimat verdiğini söyledi. Kamuda yaklaşık 1 milyon 400 bin memur, döner sermaye ve kurum tazminatı gibi gelir kalemlerinden faydalanamıyor. Bu çalışanların maaşı, muadillerine göre daha düşük. Aradaki maaş farkının dengelenmesi için 5 yıl içinde ortalama 360 TL iyileştirme yapılması öngörülüyor. Bu çerçevede 5793 sayılı yasada değişiklik yapılmıştı. Böylece aynı unvana sahip, aynı işi yapan kamu personeli arasındaki ücret farklılığını gidermek için ek ödeme mekanizması devreye girdi.

Yasa, ek ödemenin ne kadar olacağını belirleme yetkisini Bakanlar Kurulu’na bıraktı. Bu sebeple yaklaşık 1 milyon 400 bin memurun her yıl alacağı ek ödeme miktarı Bakanlar Kurulu tarafından tespit ediliyor. Kurul, bu yetkisini kullanarak 2008 yılında memurlara ek ödeme vermişti. Buna göre öğretmen ve imamlar 112, hizmetli 103, başkomiser 156, polis memuru 161, doktor 195, müsteşar 108 lira ek ödeme aldı. Uygulamanın takip eden yıllarda da sürmesi bekleniyordu. Ancak ekonomik krizle birlikte uygulama rafa kalkmıştı. Memur-Sen’in geçen yıl 60 TL’lik ek ödeme talebi, bütçe açığı sebebiyle kabul görmemişti.

MAAŞLARDA 60-100 LİRA ARASINDA ARTIŞ BEKLENİYOR

Ancak ekonomide yakalanan bahar havası, memurun da yüzünü güldürecek. Edinilen bilgiye göre hükümet, memura bu yıl yüzdelik zam dışında ek ödeme de yapacak. Ek ödeme miktarının ne kadar olacağı henüz netlik kazanmazken ortalama 60 ile 100 TL arasında ek ödeme yapılması bekleniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Ek ödemelere ilişkin 2008 yılında bir düzenleme yapıldı, ilk adımı attık. O ilk adımın maliyeti 2,5 milyar lira civarındaydı. Daha sonra, bütçe imkânları elvermediği için sonrasını getiremedik. Ama şu anda üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde yine bütçe imkânları çerçevesinde fazla borçlanma ihtiyacını artırmadan bunu sağlayabilecek bir şekilde çalışmaları yapıyoruz. Bu konuda yardımcı olacağız." dedi.

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise bu yıl toplu görüşmelerde hükümetten enflasyon üzerinde zam talep edeceklerini belirtirken, "Geçen yıl da ısrarla yüzde 4+4 zam istedik. Fakat Maliye kanadında kabul görmedi. Ancak enflasyon sebebiyle memurun aldığı zam yüzde 3,6 oldu. Eğer bu masada verilseydi bir anlamı olacaktı." değerlendirmesini yaptı.

ZAMAN

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan: AK PARTİ projesi değil…

Sayın R.Tayıp Erdoğan: AK PARTİ projesi değil…
Sayın R.Tayıp Erdoğan: AK PARTİ projesi değil…
http://www.samanyoluhaber.com/h_4362…esi-degil.html
Cuma günü tatile girmeye hazırlanan Meclis’te, partiler son grup toplantılarını yaptı. "Başbakan Erdoğan" miletvekillerine hitaben yaptığı konuşmasının neredeyse tamamını referanduma ayırdı. 12 Eylül‘de yapılacak referandumu hükümetin güven oylaması olarak görenlere cevap veren Başbakan, "Anayasa paketi bir AK PARTİ projesi değil" dedi. Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, "vatandaş 12 Eylül’de kendi geleceğini oylamak için sandık başına gidecek" diye konuştu. Sayın R.Tayıp Erdoğan referandumda niçin evet denilmesi gerektiğini sıraladı. Vatandaşın referandumda "evet" diyeceğine tüm kalbimle inanıyorum diyen Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, muhalefet partilerinin seçmenlerine de seslendi. Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, Anayasa değişikliğinin yalnızca 12 eylül darbesiyle yüzleşmek olmadığını söyledi. Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, "Anayasa paketi hiçbir ayrım gözetmeksizin herkese eşit haklar getirecek"dedi. Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan,referendum için haftasonu meydanlara inmeye hazırlanıyor.

Haberin Devami

Sayın Abdullah Gül ve sayın R.Tayıp Erdoğan nikah şahidi oldu

Sayın Abdullah Gül ve sayın R.Tayıp Erdoğan nikah şahidi oldu


Sayın Abdullah Gül ve sayın R.Tayıp Erdoğan nikah şahidi oldu

Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül ve Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı sayın Ahmet Davutoğlu’nun kızının düğününde nikah şahitliği yaptılar.
Dışişleri Bakanı sayın Ahmet Davutoğlu’nun kızı Meymune Davutoğlu, İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı sayın Dursun Topçu’nun oğlu Talha Topçu ile Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen nikah töreniyle evlendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Kadir Topbaş’ın kıydığı nikahta, çiftin şahitliklerini, Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül, Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları sayın Bülent Arınç, sayın Ali Babacan ile sayın Ali Rıza Yapar ve sayın Ömer Öztürk yaptı.
Sayın Topbaş’ın, ”Çiftin nikahına şahitlik eder misiniz?” sorusuna Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül, ”Şahidiz, Allah(c.c.) mübarek etsin” derken, Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan ”Şahit oldum. Allah’tan(c.c.) mutluluklar diliyorum” yanıtını verdi.
Aynı soruya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı sayın Bülent Arınç, ”Ben de şahidim. Allah’tan(c.c.) mutluluklar diliyorum”, sayın Ali Babacan ise ”Şahidim, hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Nikahın ardından evlilik cüzdanını geline veren Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül, iki değerli arkadaşının çocuklarının nikahına hep beraber şahitlik yaptıklarını, bundan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül, şöyle konuştu:
”Allah(c.c.) mutlu, mesut etsin. Allah(c.c.) aile saadeti versin. Memleketimize, vatanımıza, ailelerimize faydalı inşallah güzel evlatlarınız olsun. Onlar da faydalı güzel çocuklar olsun. Ben Tayyip Bey’den belediye başkanlığı döneminde nikah cüzdanının kime verildiğini öğrenmiştim. Onun için kızımıza veriyorum. O daha iyi saklıyor. Gerektiğinde hemen buluyor, çıkartıyor, veriyor. Tekrar tebrik ediyorum.”
Sayın Abdullah Gül, konuşmasında ”Tayyip amcanızın size bir tavsiyesi var” diyerek sözü Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan’a bıraktı.
Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan da çifte mutluluklar dileyerek, ”Sayın Cumhurbaşkanımız, bir şey demeyi unuttular. Biz diyoruz ki; en az 3 tane çocuk istiyoruz. Çünkü bu milletin sizler gibi değerli yavrularımızın oluşturduğu ailelere ihtiyacı var. Milletimize, vatanımıza faydalı nesiller yetiştirmenizi bekliyoruz. En kötü gününüz böyle olsun” dedi.
Nikah töreninin ardından, nikah şahitleri ve ailelerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.
Nikah törenine, Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye Erdoğan, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları, Saadet Partisi Genel Başkanı sayın Numan Kurtulmuş ile çok sayıda davetli katıldı. AA

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan: Bu millet bizi hayırla anacak

Sayın R.Tayıp Erdoğan: Bu millet bizi hayırla anacak
Sayın R.Tayıp Erdoğan: Bu Millet bizi hayırla anacak !

Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na konuşan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin 7,5 yılını ve teşkilatları övdü. Sayın R.Tayıp Erdoğan 2002 yılı ile 2010 arasında istatistiki farklılıkları ortaya koydu.
İlgili Haberler
Sayın R.Tayıp Erdoğan: Bu millet bizi hayırla anacak. MHP `nın sayın Başbakanımızla görüşme şartı sayın R.Tayıp Erdoğan: Özel Hudut Birliklerini açıkladı sayın R.Tayıp Erdoğan`ın MHP ve BDP ile görüşme yanıtı !

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Türkiye’de otomobil üretimi, cep telefonu abonesi, internet kullanıcı ile uçak yolcu sayılarını 2002′ye göre mukayese ederek, ”Arkadaşlar, bunlar yoksulluk alameti mi yoksa elhamdülillah zenginleşmeye giden bir alamet mi?” diye sordu.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen ”AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, yoksulluğun, yolsuzluğun, umutsuzluğun, çaresizliğin hüküm sürdüğü bir Türkiye devraldıklarını söyledi.
Canla, başla çalıştıklarını, gece gündüz ter döktüklerini ve bugün 7.5 yıl öncesine kıyasla çok farklı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bugün ulaştığı seviyelerin asla bir tesadüfün eseri olmadığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin, bugün geldiği noktanın bir tek kişinin veya bir kaç kişinin eseri olmadığını vurgulayarak, bu umut dolu, aydınlık manzaranın fedakar AK Parti teşkilatının eseri olduğunu kaydetti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan il başkanlarına, ”Şu bir kaç veriyi özellikle dinlemenizi, not etmenizi sizlerden rica ediyorum. Bu verileri Türkiye’nin her köşesine, her bir vatandaşımıza, kardeşimize ulaştırmanızı sizlerden özellikle istirham ediyorum. Zira son günlerde yaptığım ziyaretlerde gördüm ki bu veriler pek dikkate alınmıyor. Bunlar gözden kaçırılmış veya bilinmiyor. Öyleyse bunları çok açık, net, resmen ortaya koymak suretiyle artık milletimin bazı gerçekleri, çok daha yakından bilmesini ve görmesini istiyorum” diye seslendi.
2004 yılı ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 11.9 oranında büyüme kaydettiğini anımsatan Erdoğan, bunun cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlarından biri olduğunu bildirdi.
Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2010 yılının birinci çeyreğinde küresel krize rağmen 11.7 büyüme oranıyla dünyada dördüncü, G-20 ülkeleri arasında ikinci, OECD ve Avrupa ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını vurguladı.
”HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA”
Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, 2002 yılında Türkiye’de toplam 8.6 milyon kara taşıtı bulunduğunu, bugün ise krize bu rakamın 14.5 milyon adete çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
”2002 yılında Türkiye’de kullanılan cep telefonu abonesi 23.3 milyondu, bugün bu sayı yüzde 165 oranında artarak 61.5 milyona ulaştı. Yine 2002 yılında 4 milyon civarında internet kullanıcısı vardı, bugün 30 milyon rakamına ulaştık. 2002 yılında sabit geniş bant internet abone sayısı yok denecek kadar azdı, bugün bu sayı 7.5 milyona ulaştı. 2002 yılında uçak kullanan yolcu sayısı 34 milyon kişiydi 2009 yılı sonu itibariyle 86 milyon kişi uçağa bindi. Arkadaşlar, bunlar yoksulluk alameti mi yoksa elhamdülillah zenginleşmeye giden bir alamet mi? Türkiye’de otomobil üretimi, 1963 yılında başladı, meşhur hani ‘keçilerin yiyor’ dendiği Anadol’ların üretildiği dönem. 63, 2003 yani bizim iktidarımıza kadar olan süre içerisinde, yani 40 yılda Türkiye’de toplamda 6.8 milyon adet otomobil üretilmiştir fakat iktidarımız döneminde, 7.5 yılda Türkiye’de 7 milyon 80 bin 500 adet otomobil üretildi.
Hesap ortada Halep oradaysa arşın burada. 2002 yılında Türkiye’de 16 milyon ton demir çelik üretiliyordu. 2009 yılında Türkiye’de 25. 3 milyon ton demir çelik üretildi. Bütün bunlara ek olarak Cumhuriyet tarihinde yapılanın yaklaşık iki katı bölünmüş yol yaptık. Şu ana kadar 11 bin 500 kilometreye ulaşmış vaziyetteyiz. 7.5 yılda milli eğitimde 149 bin 824 yeni dersiliği Türkiye’ye iktidarımız kazandırmıştır. Bu eğitime ne kadar önem verdiğimizin ifadesidir.”
Sayın R.Tayıp Erdoğan, toplu konutta 430 bin konutun inşasını 7.5 yıl içerisinde başlatıklarını ve yaklaşık 340 binini sahiplerine teslim ettiklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, ”Bizim ekonomik krizi aşmak için aldığımız tedbirleri IMF belirlemedi, dikkat edin biz belirledik. Bu ülkede ‘IMF’den ne olursan olsun şu borcu alın, şöyle yapın, böyle yapın’ diyerek bize akıl verenler, şimdi şapkalarını bir kez daha önlerine koysunlar” dedi.

Sayın R.Tayıp Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen ”AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, dün Nisan ayı işsizlik rakamlarının açıklandığını anımsatarak şunları söyledi:
”Nisan ayında krize rağmen küresel kriz nedeniyle yüzde 14.9 oranına çıkmış olan işsizlik, bu yılın Nisan ayında rekor bir düşüş kaydetti. Tam 2.9 azaldı ve yüzde 12′ye geriledi. Bildiğiniz gibi 2 ay önce bunu söylemiştik. ‘Üç, dört ay içerisinde 3-4 puan daha düşeceğini göreceğiz’ dedik. Bazıları, alay ettiler ve oraya geldik inşallah daha da düşecek. Bir yıl içinde yaklaşık 600 bin işsiz iş bulurken, dikkat ediniz yaklaşık 1 milyon 200 bin kişi ilk kez iş aramaya başladı ve bunlar iş sahibi oldular. Yüzyılın en büyük ekonomik krizlerinden birini tüm dünyanın gıpta ile izlediği şekilde en az zararla atlattık, atlatıyoruz, kaldığımız yerden yolumuza devam ediyoruz. Bizim ekonomik krizi aşmak için aldığımız tedbirleri IMF belirlemedi, dikkat edin biz belirledik. Bu ülkede ‘IMF’den ne olursan olsun şu borcu alın, şöyle yapın, böyle yapın’ diyerek bize akıl verenler, şimdi şapkalarını bir kez daha önlerine koysunlar. Biz neyi ne zaman yapacağımızı gayet iyi değerlendirdik ve müzakerelerimizi yaptık, sonunda Stand-By anlaşmasını karşılıklı bir şekilde, ‘Türkiye’nin buna ihtiyacı yok’ Onlar da (IMF) bunu söylediler ve böylece imzalamadık işi, bitirdik. Bu aldığımız tedbirleri küçümseyenler, bugün mahcup oldular. Bizim kriz teğet geçecek sözümüzü anlamayanlar bununla dalga geçenler, bugün mahcup oldular. Bizim işsizlikle ilgili tahminlerimizi öngörülerimizi, ciddiyetsiz şekilde yorumlayanlar, bugün mahcup oldular. 7.5 yıldır mahcup oluyorlar. 7.5 yıldır ellerini ovuşturarak kriz duası yapıyorlar. 7.5 yıldır ‘yeter ki AK Parti kaybetsin, Türkiye’ye ne olursa olsun’ mantığıyla ülkemizin kuyusunu kazmaya gayret ediyorlar. Biz onları mahcup etmeye, üzmeye, hayal kırıklığı yaşatmaya devam edeceğiz. Biz milletimizi sevindirmeye, milletimizin umudunu, emeğini ve ekmeğini çoğaltamaya devam edeceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, ”Asgari ücreti 3 bin liraya çıkaracağını, 73 milyonun tamamına da asgari ücretten maaş bağlayacağını söyleyenleri milletim nasıl istihza ile izliyorsa, emin olun her aileye maaş bağlayacağını, maaşı kadına ödeyeceğini söyleyenleri de milletim istihza ile acı bir gülümseme ile izliyor” dedi.
Sayın R.Tayıp Erdoğan, ”AK Parti’nin ve AK Parti gerçekçi politikalarının taklit edilmesinden biz gurur duyarız ama bizim ayaklarımız yere basıyor hem de sağlam basıyor. Biz uçmuyoruz, uçuruyoruz. Bizi taklit edenler de bir an önce yere inmelerini şiddetle tavsiye ediyoruz” diye konuştu. Sayın R.Tayıp Erdoğan, 7.5 yılda Türkiye’de 78 üniversite kurduklarını ve üniversite sayısını 154′e ulaştırdıklarını söyledi.
Sayın R.Tayıp Erdoğan, 7.5 yılda yaptıkları çalışmalara ilişkin rakamlar da vererek şunları söyledi:
”Kriz tellallığı yapanlara, karamsarlık yayanlara, milletin moralini bozmak için her yola başvuranlara ben bu rakamları doğrusu ithaf ediyorum. Önceki gün de söyledim. AK Parti’nin ulaşabildiği seviyelere onların hayalleri dahi ulaşamaz. Bu iş popülizmle olmuyor, fakirlik edebiyatı yaparak olmuyor, kuru sıkı atarak, bol keseden atarak olmuyor. Planınız, projeniz, ekibiniz olacak. Her şeyden önemlisi damdan düşmüş olacaksınız. Yoksulun, yolda kalmışın, garip gurebanın sızısını yüreğinizde hissediyor olacaksınız. Bu sızıyı yüreğinde hissetmeyenler, yoksulluğa çare üretemezler, üretseler üretseler yoksulluğun edebiyatını üretip kendi dönemlerinde büyüttükleri yoksulluğu istismar ederler.
Miting meydanlarında döner ekmek dağıtarak milleti kandırmaya kalkışanların bu gün nerelerde olduğunu görüyoruz. İki anahtar dağıtanların bugün millet nezdindeki kredilerini görüyorsunuz. Asgari ücreti 3 bin liraya çıkaracağını, 73 milyonun tamamına da asgari ücretten maaş bağlayacağını söyleyenleri milletim nasıl istihza ile izliyorsa, emin olun her aileye maaş bağlayacağını, maaşı kadına ödeyeceğini söyleyenleri de milletim istihza ile acı bir gülümseme ile izliyor.
AK Parti’nin ve AK Parti gerçekçi politikalarının taklit edilmesinden biz gurur duyarız ama bizim ayaklarımız yere basıyor hem de sağlam basıyor biz uçmuyoruz, uçuruyoruz. Bizi taklit edenler de bir an önce yere inmelerini şiddetle tavsiye ediyoruz.”
”ÇALINMADIK KAPI BIRAKMAYACAĞIZ”
”Bu rakamları tek tek her bir vatandaşımıza ulaştıracağız” diyen Başbakan sayın R.Tayıp Erdoğan, şöyle devam etti:
”2002 yılında hangi şartlarda yaşıyorlardı, şimdi hangi şartlarda yaşıyorlar? Bunun kıyaslamasını yapacak, kıyaslamasını yapmalarını sağlayacağız. Enflasyonun hayatımızı nasıl etkilediğini, fiyatların her ay nasıl değiştiğini, arttığını, bugün fiyatların nasıl çok küçük oranlarda arttığını, yerinde saydığını anlatacağız.
Unutmayın 7.5 yıl önce göreve geldiğimizde ülkemizde enflasyon yüzde 30′du, ama şimdi bakın yüzde 8.7 buraya düştük. Devletin borçlanma faizi yüzde 63′tü, şimdi 8-9, o aralıkta. IMF’ye bu milletin borcu biz geldiğimizde 23.5 milyar dolardı, öde öde öde şimdi 7.5 milyar dolar. Bizden önceki iktidar borçlandı MHP-DSP-ANAP iktidarı, biz ise ödedik, ödüyoruz. Merkez Bankası’nın kasasındaki rezervi 26 milyar dolardı, şimdi altını filan da katarsak, 75 milyar doların üzerinde. Bakınız nereden nereye, bu güçlenen bir ekonominin, güçlenen bir Türkiye’nin rakamlarla ifadesidir. Alım gücünün 2002′ye göre nasıl yükseldiğini, dün lüks gibi görünen harcamaların bugün nasıl günlük hayatın bir parçası haline dönüştüğünü anlatacağız.
Hep beraber anlatacağız, tüm Anadolu’nun yollarında anlatacağız. Gidilmedik köy, ilçe, belde bırakmayacağız. Çalınmadık kapı bırakmayacağız. Şunu da söyleyeceğiz; ‘İşimiz bitmedi’ diyeceğiz. ‘Yoksullukla, yolsuzlukla, işsizlikle, mücadelemiz son ermedi’ diyeceğiz. Kararlılıkla, cesaretle yolumuza devam edecek, Türkiye’ye yaşattığımız başarılara inşallah çok daha fazlasını ilave edeceğiz.”
AA

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan müjdeyi verdi

Sayın R.Tayıp Erdoğan müjdeyi verdi
Sayın R.Tayıp Erdoğan müjdeyi verdi

Başbakan Erdoğan: Artık imza safhasına geldiğinin müjdesini vermek isterim… Yazı Boyutu 10 12 14 16

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”KKTC’ye Türkiye’den boru hattıyla su taşınmasına ilişkin anlaşmanın da artık imza safhasına geldiğinin müjdesini vermek isterim. Başbakan Yardımcımız Cemil Beyin 20 Temmuz kutlamaları öncesi yapacağı KKTC ziyaretinde bu imzalar atılacaktır. Kısa sürede inşallah temelleri atacağız” dedi.

Başbakan Erdoğanile KKTC Başbakanı İrsen Küçük, ortak basın toplantısı düzenledi.

KKTC Başbakanı Küçük ile son derece yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, BM Kapsamlı Çözüm Müzakereleri hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüme en kısa sürede ulaşılması hususunda KKTC Başbakanı Küçük ile görüş birliğinde olduklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Türk tarafı adil, doğru, kalıcı çözümden yanadır, bu hedefe en kısa sürede ulaşılması yönünde tam bir inanç ve kararlılığa sahiptir. Bu doğrultu da hedef müzakerelerde 2010 yılı sonuna kadar kapsamlı çözüme ulaşılmasıdır. Sayın BM Genel Sekreteri de son İyi Niyet Misyonu Raporu’nda bu hedefi teyit etmiştir, takipçisi olacağını vurgulamıştır. Kendileriyle yaptığımız ikili görüşmede de son G-20zirvesinde de kendileriyle konuştuğumda aynı ifadeleri kullanmıştır.

Türk tarafı bu hedefi bütünüyle paylaşmakta, bu yolda aynı kararlılığını ortaya koyarak müzakere sürecinin takipçisi olacaktır, bir garantör ülke olarak. KıbrısRumlarının artık Türk tarafının yapıcılığına aynı şekilde mukabele etmelerini bekliyoruz. Çözüm fırsatının 2004′te olduğu gibi bir kez daha heba edilmesine sebebiyet vermemeleri gerekir. Bu sürecin de akim bırakılması halinde Kıbrıs Türklerine uygulanan insanlık dışı kısıtlamaların daha fazla sürdürülemeyeceğini herkesin idrak etmesi gerekir. Uzlaşmaz tarafın ödüllendirilip, barıştan yana olanların cezalandırılması gibi vahim bir durumun devamına müsaade edilemez, biz de buna müsaade edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu konuda AB başta olmak üzere herkesin üzerine düşeni yapması gerekir.”

”KKTC HÜKÜMETİ İLE TAM BİR DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”

Başbakan Erdoğan,AK Partihükümeti için ”KKTC halkınınekonomi alanındaki başarısı ve gelecekteki refahını teminat altına alacak güce erişmesinin öncelikli bir konu” olduğunu belirtti.

KKTC Başbakanı Küçük ve hükümeti ile tam bir dayanışma içerisinde olduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ”İnanıyorum ki bu dayanışmamız zorlukları da el birliğiyle aşmamızı gerektirecektir” dedi.

Mevcut durumda ciddi bazı sıkıntılarla karşı karşıya olduklarını kendilerinin de bildiğini vurgulayan Erdoğan, zor zamanları aşmanın zor kararlar alabilmeyi, siyasi cesaret ve dirayet göstermeyi gerektirdiğini söyledi.

KKTC Başbakanı Küçük de bu irade ve cesareti gördüğüne işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

”KKTC’ye görevler düşmektedir. Bunlar, bütçe açıklarının kontrol altına alınması amacıyla KKTC Meclisi’ne gönderilen yasa değişikliklerinin Temmuz ayında çıkarılması. KKTC’de elektrik enerjisi arz güvenliğinin sağlanması, fiyatlarının makul seviyelere düşürülebilmesi için Türkiye’den deniz altından kablo ile elektrik enerjisi götürülmesi projesinin bir an önce başlatılması ve buna bağlı olarak KKTC ayağında elektrik enerjisi piyasasının kısa süre içerisinde regüle edilmesi.

Yapımına başlanan Türkiye’den deniz altından KKCT’ye boru ile su götürme projesinin Kıbrıs ayağındaki yeni su yönetimi modeli oluşturulması ve projelendirilmeye bir an önce başlanması için çalışmaların hızlandırılması.

Kamu bankalarının KKTC ekonomisine oluşturmuş olduğu maliyetlerinin ortadan kaldırılması için bankalarda hayata geçirilecek reform süreçlerinin bir an önce başlatılarak, bankaların kamu açıklarının finansmanı yükünden kurtarılması. Diğer kamu şirketlerinin rollerinin gözden geçirilerek gerekli serbestleşmelerin bir an önce yapılması…”

KKTC’DE ENTEGRE ELEKTRONİK DEVLET PROJESİ

Başbakan Erdoğan, KKTC’de yüksek öğrenim sektörünün daha cazip hale getirilmesi için birtakım yeni yaklaşımların geliştirilmesi konusunda da KKTC hükümetine görevler düştüğünü vurgulayarak, KKTC’de kamu hizmetlerinin etkinliğinin sağlanması için 2010 yılı programına alınan entegre elektronik devlet projesinin de bir an önce hayata geçirilmesi için birlikte çalışmalar yapıldığını anımsattı.

Erdoğan, ”Atılmakta olan adımlar kuşkusuz kısa zamanda semeresini verecektir. KKTC ekonomik yapısıyla da inanıyorum ki hepimizin övüneceği bir noktaya süratle gelecektir” dedi.

KKTC’nin turizm ve yüksek öğrenim alanlarında son derece ciddi kalkınma avantajlarına sahip olduğunu bildiklerini hatırlatan Erdoğan, bu alanlarda gerekli desteği verdiklerini yeni yatırımlara da teşvikler sağladıklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, ”Bu çerçevede KKTC’ye Türkiye’den boru hattıyla su taşınmasına ilişkin anlaşmanın da artık imza safhasına geldiğinin müjdesini vermek isterim. Başbakan Yardımcımız Cemil Beyin 20 Temmuz kutlamaları öncesi yapacağı KKTC ziyaretinde bu imzalar atılacaktır. Kısa sürede inşallah temelleri atacağız. On yıllardır gündemde olan bu hayali gerçekleştirmek de AK Parti Hükümetine nasip olmuştur” diye konuştu.

”TÜM İMKANLARI ANAVATAN SEFERBER EDECEKTİR”

Denizaltı kablosuyla KKTC’ye elektrik taşınması projesinin de hayati bir önemi olduğunu ifade eden Erdoğan, bunun da diğer bir öncelikleri olduğunu bildirdi.

Erdoğan, ”Bundan sonra Kıbrıs Türkünün yanında yer alacak ve tüm imkanları Anavatan seferber etmek suretiyle cazibe merkezi olma özelliğini daha da zenginleştirecektir. Kıbrıs Türkünün hakkının, hürriyetinin, eşitliğinin ve meşru menfaatlerinin her koşulda savunulması bizim ahdi ve tarihi yükümlülüğümüzdür. Türkiye bu yükümlülüğünü geçmişte olduğun gibi gelecekte de hassasiyet ve kararlılıkla yerine getirecektir” diye konuştu.

”KKTC’deki bazı farklı odakların Türkiye Cumhuriyeti iktidarı ile alakalı sağda solda yaptıkları çalışmaların, dedikoduların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine herhangi bir şey kazandırmayacağını” kaydeden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Onlar bunu söylese de söylemese de AK Parti iktidarının bu noktada atacağı adımları değiştirmez. Bunu da herkesin özellikle bilmesini isterim ve 7,5 yıllık iktidarımız döneminde yapılan çalışmalar göreve geldiğimizden bu yana ortadadır ve Türkiye’de aldığımız mesafe neyse bir model olarak bunu da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aynen uygulamanın gayreti içerisindeyiz. Sayın Küçük’ün iktidarı ile de yine bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla el ele omuz omuza sürdürecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ağır borç sarmalından da bir an önce kurtarıp kendi ayakları üzerinde her geçen gün güçlenme gayreti içerisinde olan bir yönetim olduğunu da inanıyorum ki ortaya koyacaklardır.

Kendilerine bu vesileyle çok çok teşekkür ediyorum ve bir kez daha ülkemize hoş geldiniz diyor, kararlılıkları için de bir kez daha kendilerini tebrik ediyorum.”

Haberin Devami

Kılıçdaroğlu ve sayın R.Tayıp Erdoğan birarada

Kılıçdaroğlu ve sayın R.Tayıp Erdoğan birarada


Kılıçdaroğlu ve sayın R.Tayıp Erdoğan birarada

Beklenen buluşma bugün gerçekleşti. Başbakanımız sayın R.Tayıp Erdoğan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu terör konusunda görüşmek üzere biraraya geldi…
Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, terör konusunu görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.
Kılıçdaroğlu, sayın R.Tayıp Erdoğan’ı TBMM’deki makam odasının girişinde karşıladı ve el sıkışarak ”hoşgeldiniz” dedi.
Görüşmeye, Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı sayın Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı sayın Beşir Atalay ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı sayın Muammer Güler’in yanı sıra CHP’den Genel Sekreter Önder Sav, Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay ve Grup Başkanvekili Kemal Anadolu da katılıyor.
Görüşmeyi çok sayıda gazeteci izliyor. Sayın R.Tayıp Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun tokalaşması sırasında görüntü almak isteyen basın mensupları arasında izdiham yaşandı. Görüşmeden sınırlı sayıda foto muhabiri ve kameramanın görüntü almasına izin veriliyor. (A.A.)

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan: Halkımız 30 yıl sonra…

Sayın R.Tayıp Erdoğan: Halkımız 30 yıl sonra…
Sayın R.Tayıp Erdoğan: Halkımız 30 yıl sonra…

Başbakanımız Sayın R.Tayıp Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin kararına ilişkin olarak, "Halkımız 12 Eylül’de gereken cevabı verecektir" dedi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referanduma giden anayasa değişikliğine ilişkin olarak, “Halkımız 12 Eylül’de,30 yıl sonra en güzel kararı verecektir. Karar da söz de milletindir. Demokratik anayasa istedik ve onun en önemli adımını attık diyecektir.” dedi. Sayın R.tayıp Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi (SP) ve Büyük Birlik Partisi (BBP)’nin ardından Demokratik Sol Parti (DSP)’ye de randevu talebi gönderdiğini açıkladı.

Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı’nda basın açıklaması yaptı. Srebrenitsa’da 15 yıl önce yaşanan katliama değinen sayın Erdoğan, anma törenlerine şehitleri anacaklarını dile getirdi. Ziyarette Sırbistan, Bosna Hersek ve Türkiye işbirliğine dönük atılan adımlara devam edileceğini belirten sayın Erdoğan, Balkanlar’da iyi ilişkilerin devamı için bütün ülkelerin elinden geleni yaptığını dile getirdi.

Açıklamalarının ardından soruları cevaplayan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişiklik paketiyle ilgili kararını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna “Etik açıdan istediğiniz neticeleri vermiş olmamasına rağmen referandumda amaçladığımız hedefi kapsayan bir pakettir. İnanıyorum ki bir darbe anayasasının ancak bu kadar düzeltilebilir denileceği bir neticeyle halkımızın huzuruna gideceğiz.” cevabını verdi.

Vatandaşların da sandıkta olumlu yanıt vereceğine dikkat çeken sayın R.Tayıp Erdoğan, Anayasa değişikliğinin evet oyu olmasıyla sivilleşmenin güç kazanacağını vurguladı.

"ŞEHİR ŞEHİR TÜM TÜRKİYE’Yİ DOLAŞACAĞIZ"

Baibakanımız sayın R.Tayıp Erdoğan, bu aydan itibaren Türkiye’yi şehir şehir gerek dolaşarak Anayasa değişikliğini anlatacaklarını ifade ederek, “Gidilmedik yer bırakmayacağız. Bizim için en anlamlı olan millete gitmekten kaçınanların Anayasa Mahkemesine gitmek ve oradan bu işi döndürme gayreti içinde olanlar Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra milletimizin karşısına hangi yüzle gidecekler. Onlar halkımızı tercih etmediler. Bu defa beklediği gibi olmadı. Milletin karşısına nasıl gideceğini merak ediyoruz. Nasıl savunacak, nasıl bunların karşısında duracaklar. Halkımız 12 Eylül’de 30 yıl sonra en güzel kararı verecektir. Karar da söz de milletindir. Demokratik anayasa istedik ve onun en önemli adımını attık diyecektir.” değerlendirmesini yaptı.

"PARTİLERDEN TERÖRE KARŞI ÖNERİ BEKLEYECEĞİZ"

Bir gazetecinin ‘Liderlere yaptığınız randevu talebinizden beklentiniz nedir?’ sorusuna Erdoğan, Demokratik Sol Parti’ye de aynı şekilde randevu talebi ilettiklerini söyleyerek cevap verdi.

DSP’den Salı günü için talebi olduğunu vurgulayan sayın R.Tayıp Erdoğan, ana muhalefet partisi ve diğer partilerle terörü konuşacaklarını kaydetti.

AK Parti ve hükümet olarak neler yaptıklarını anlatacaklarına işaret eden Erdoğan, “Bilgilendirme yaparken önerileri de görmek isteriz. Bu sadece AK PARTİ iktidarının görevi değil. Bu hepimizin ortak karar vermemiz gereken bir konu.” şeklinde konuştu.

Haberin Devami

←Older